|
|
|
|
|
|
|
| Bir depremi önceden bilebilir miyiz? |
|
BİLGİ NOTU:
Depremlerin Önceden Bilinmesi konusu;
• Belirli bir büyüklükteki bir depremin ne zaman olacağını söylemek oldukça güçtür. Ancak buradaki güçlük, bu depremin oluşma zamanı ile bu tür habercilerin görünmeye başladığı zaman süresi arasındaki ilişkidir.
• Deprem ne kadar bir değişimden sonra oluşacak sorusu değişkenlik göstermemelidir. Deprem olduktan sonra bu tür soruları yanıtlamak çok daha kolaydır.
• Bir deprem olduktan sonra çevredeki değişimlerle arasındaki bağlantı çok rahat bir biçimde kurulabilir. Bilimsel veriler yardımı ile depremi önceden tahmin etmek mümkün gibi gözükse de her zaman güvenilecek bir yol değildir. Öte yandan can kaybını önlemek için koskoca kentleri boşaltıp, insanları yıllarca, aylarca hatta haftalarca çadırlarda yaşatmak olanaklı değildir. Bu nedenle bilim insanları depremleri 1 ya da 2 gün öncesinde belirlemenin yollarını aramaktadırlar.
• Depremlerin önceden bilinmesi ile haberciler ve gözlemler (yeraltı su seviyesi değişimi, radon gazı, manyetik, elektrik, tilt, krip, deformasyon, p dalgası hızı değişimi, kimyasal değişimler, iklim değişiklikleri, canlılardaki anormal davranışlar) daha henüz tam olarak kesinlik kazanmamıştır. Tek bir deprem habercisi kullanılarak deprem tahmini yapmak çok güçtür. Deprem habercileri, fay mekanizmasına, gerilim modellerine, fayların geometrik özelliklerine, komşu bölgelerdeki göreceli harekete, odak derinliğine ve büyüklüğüne bağlıdır.
• Çinli deprem bilimcilerinin başarıları yanında, yanılgılar içeren depremlerin önceden kestirilme programlarından söz etmek gerekir. Örneğin, 1976 Ağustos'unda, Guangzhou ve Hong Kong yakınlarında ilan edilen bir uyarı sonucu, birçok insanın dışarıda uyuması için ikna edilmiş, ancak herhangi bir deprem olmamıştır.
• Öte yandan herhangi bir uyarı olmaksızın oldukça yıkıcı depremler meydana gelmiştir. Örneğin, 27 Temmuz 1976 tarihinde, Pekin'in 150 km doğusunda, 1 milyon insanın yaşadığı bir sanayi kenti olan Tangshan şehrinde çok trajik bir deprem olmuştur.
• Şimdiye kadar dikkate değer habercilerden söz edilmiş, bazı habercilerin çok tuhaf, bazılarının ise tartışmaya açık olduğu görülmüştür. Bu belirsizliklerin dışında, başarılı bir deprem tahmin yöntemi bulunmamaktadır.
• Yukarıda bahsedilen bilgiler, deprem habercilerinin gerçekten depremlerin önceden bilinmesinde yararlı olup olmadığı tartışmasını gündeme getirmiştir. En azından haberci sayılmaları için ne gibi kriterler olması gerektiği de tartışılmaktadır.
• Bilim çevrelerinde bugün depremi önceden bildiğini iddia edenler, genellikle kuşku ile karşılanmaktadır. Yukarıda sayılan deprem habercilerinin sürekli olarak ölçülmesi ve ölçümlerdeki değişmelerin, olan depremlerle ilişkilerinin sürekli olarak incelenerek belli haberci modellerinin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Türkiye'den binlerce km uzaklıkta oturup Türkiye'de olacak bir depremi önceden bildiklerini iddia edenler çıkmaktadır. Türkiye'nin herhangi bir kırık hattı üzerinde genellikle birkaç yüz kilometrelik alan içinde biriken ya da birikmiş bir enerjinin açığa çıkacağı bir depremin oluşması olasılığını çok uzaktan algılamak için, ancak ve ancak bu enerji biriken ve deprem olacağı varsayılan bölge içinde sürekli olarak ölçüm yapılabilen noktaların olması gerekir.
• Depremlerin önceden bilinmesi için son 20-30 yıl içinde giderek yoğunlaşan çalışmalar somut bir sonuca ulaşamamıştır. Bunun bir nedeni büyük depremlerin tekrarlanma aralıklarının en az 70-150 yıl olmasıdır. Deprem habercilerini izleme çalışmalarının en azından depremin yinelenme süresi (en az 30 yıl öncesi) kadar bir zaman geçtikten sonra bir sonuç vermesi beklenmelidir. Görünüş en azından gelecek yüzyılın ortalarına kadar depremlerin önceden bilinmesi konusunda somut bir sonuç alınamayacağıdır.
• Sismolojik alanda sürekli olarak yeni buluşlar yapılmaktadır. Dünyanın değişik ülkelerinde güvenilir kaynaklardan deprem uyarıları yapılmaktadır. Parkfield (Kaliforniya) projesi, Avrupa'da depremlerin önceden kestirilmesi ilgili çalışmalar konusunda olumsuz görüşlerin oluşmasına neden olmuştur. Parkfield depremi başarıyla tahmin edilmiş olsaydı bile, maddi kayıp, bölgedeki sosyal karışıklık, ekonomik yatırımların azalması gibi sorunlar engellenebilir miydi gibi görüşler ortaya atılmıştır.
• Çok kısa süreli deprem tahminleri (birkaç gün-birkaç saat), sadece evde, iş yerlerinde, hastanelerde, yangın söndürmelerde ve hayat kurtarmada nasıl davranılacağı gibi deprem tehlikesini en hafif şekilde atlatılması konusuna izin verecek kadar kısa bir süre içermektedir. Diğer yandan daha uzun bir zaman öncesinden deprem uyarısı yapılsa bile, sosyal karışıklığı, işlerin durması, yatırımların kesilmesini ve okulların kapanmasını engellemek mümkün olamamaktadır. Bu tür haberler, arazi ve rant spekülasyonuna da açıktır.
• Depremlerin Önceden Kestirilmesi ile ilgili bugünkü gerçekçi yaklaşımlar, depremlerin önceden bilinemeyeceğini ortaya koymaktadır.
|
| •Yürürlükte olan Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası nasıl hazırlanmıştır ve bu haritanın yenilenmesi ile ilgili çalışmalarımız nelerdir? |
|
Gelecek depremlerin konumu, oluş zamanı, büyüklüğü ve diğer özellikleri belirsizlik içerdiğinden gelecek depremlerin etkileri kesin olarak belirlenemez, fakat istatistik ve olasılık yöntemlerine dayanan bir yaklaşımla tahmin edilebilir. Başka bir deyişle, gelecekte olabilecek depremlerin belirli bir sahada yaratabilecekleri etkiler sismik tehlike analizi sonuçlarına göre tayin edilebilir. Sismik tehlike, yer hareketi veya deprem büyüklüğüne ilişkin bir parametrenin incelenen sahadaki değerinin, öngörülen süre içinde belirli bir düzeyi aşma olasılığı olarak tanımlanabilir. Sismik tehlike analizinde amaç, eskiden olmuş depremlere ait eldeki verileri jeolojik, sismolojik, istatistiksel ve diğer bilgilerle sistematik bir şekilde birleştirerek, göz önünde tutulan sahada ileride beklenebilecek sismik etkinlik için belirli olasılık değerlerini saptayabilmektir (Yücemen, 2009). Sismik tehlike analizinde kullanılan başlıca yerbilimsel veriler; tarihsel ve güncel deprem katalogları, diri fay ve diri fay parametreleri, azalım ilişkileri ve zemin etkileri olmak üzere dört ana grupta toplanabilir. Sismik tehlike analizinin sonucu, genellikle göz önünde tutulan sahadaki belirli bir yer hareketi parametresinin (yer sarsıntısının özelliklerini yansıtan ivme, hız, yer değiştirme, spektral ivme v.b.) veya deprem şiddetinin bir yıldaki aşılma olasılığını (veya ortalama tekrarlanma süresini) gösteren bir eğri şeklindedir. Sismik tehlike analiziyle deprem tehlikesinin niceliksel olarak ve deprem mühendisliğinde kolayca kullanılabilecek parametreler cinsinden ortaya konulması, mühendislik yapılarının sismik yükler açısından projelendirilmeleri ile ilgili kararların rasyonel bir şekilde verilmesine olanak sağlamaktadır (Yücemen, 2009).
Nükleer güç santralleri, barajlar, v.b. gibi bir deprem sırasında hasar görmeleri büyük kayıplara ve felaketlere yol açabilecek önemli mühendislik yapıları için dikkatli ve ayrıntılı bir sismik tehlike analizinin yapılması gerekli olmasına karşın olağan yapıların her biri için ayrıntılı bir sismik tehlike analizinin yapılması pratik değildir (Yücemen, 2009). Bunun yerine olağan yapıların depreme dayanıklı projelendirilmesinde kullanılmak üzere bölgesel sismik tehlike haritaları (değişik zaman süreleri ve değişik olasılık düzeyleri için, seçilen yer hareketi parametresinin mekansal dağılımı gösteren haritalar) hazırlanabilir. Bu sismik tehlike haritaları baz alınarak deprem bölgeleri haritaları hazırlanabilir. Mühendislik amaçları için hazırlanmış bir deprem bölgeleri haritası, belirli bir sahada inşa edilmesi planlanan bir yapı için çok detaylı bir deprem tehlike değerlendirmesi yapılmasının gerekli olmadığı durumlarda depreme dayanıklı yapı tasarımında esas alınacak deprem yüklerinin belirlenmesinde kullanılabilen bir haritadır. Bu açıdan sadece depremlerin dışmerkezlerini çizgileyen bir sismisite haritasından ayrılır (Gülkan ve diğ., 1993).
Bakanlar Kurulu’nun 18.4.1996 tarih ve 96/8109 sayılı kararıyla yürürlüğe giren ve “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007)” ile birlikte halen kullanılan “Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası”, Gülkan ve diğ. (1993) tarafından olasılıksal sismik tehlike analizi yöntemine göre 475 yıllık tekerrür süresi için çizilen en büyük yer ivmesi kontur haritası esas alınarak oluşturulmuştur. Olağan bir yapının 50 yıllık ekonomik ömrü içinde %90 ihtimal ile bu kontur haritasında verilen ivme değerlerinden fazla bir yüklenmeye maruz kalmayacağı tahmin edilmektedir. Bu haritadaki ivme değerlerine göre “Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası”nda ülkemiz aşağıdaki şekilde 5 farklı derece deprem bölgesine ayrılmıştır:
• 1. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.40g’den büyük,
• 2. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.40g ile 0.30g arasında,
• 3. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.30g ile 0.20g arasında,
• 4. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.20g ile 0.10g arasında,
• 5. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.10g’den az.
Burada g yerçekimi ivmesidir (981 cm/sn2).
Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’nda yer alan yerleşim birimlerinin hangi deprem bölgesinde bulunduğu, uygulamada kolaylık sağlaması amacıyla, il bazında ayrı ayrı olmak üzere alfabetik sırayla “Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası (18.04.1996) İndeks: Yerleşim Birimleri ve Deprem Bölgeleri” adı altında kitapçık halinde Temmuz 1996’da yayımlanmıştır. (http://www.deprem.gov.tr/sarbis/Doc/INDEKS.pdf).
Bina ve bina türü yapıların tasarım ve güçlendirilmesinde uyulması zorunlu olan “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007)”ye göre deprem kuvvetlerinin hesabında kullanılacak etkin yer ivmesi katsayıları “Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası”nda gösterilen derecelendirmelere göre verilmektedir. Ayrıca Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) Zorunlu Deprem Sigortası poliçe primlerinin belirlenmesinde Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’ndaki derecelendirmelerden yararlanmaktadır. Bunun yanı sıra deprem bölgeleri haritası genel olarak yurttaşlarımızı, yaşadıkları yerin deprem tehlikesi konusunda bilgilendiren ve yerel yönetimleri bu alanda yapacakları zarar azaltma çalışmaları konusunda uyarıcı bir işleve de sahiptir.
1996 yılından bu yana yürürlükte olan bu haritamızın, zaman içinde yerbilimleri ve olasılık prensiplerine dayanan hesap yöntemleri açısından ortaya çıkan yeni gelişmelerin ışığında; özellikle faylardan kaynaklanan deprem tehlikesine ağırlık verilerek güncellenmesi Başkanlığımızın öncelikle ele aldığı konular arasındadır (bknz. Deprem Dairesi Başkanlığı Tanıtım Kitapçığı syf. 42, http://www.deprem.gov.tr/sarbis/Doc/Aylik_Rapor/Deprem%20Tanıtım%20Kitabı.pdf). Bu yenileme çalışmalarının 1/250.000 ölçekli jeolojik ve sismotektonik haritalara dayandırılması planlanmaktadır. Yapılacak çalışmalarda Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü’nün güncellemekte olduğu 1:250 000 ölçekli diri fay haritalarının standart fay haritaları olarak temel alınması planlanmaktadır. MTA Genel Müdürlüğü’nün bu çalışmalarını önümüzdeki dönemlerde tamamlaması beklenmektedir. Ayrıca şu an yürürlükte olan deprem bölgeleri haritamız ile ilgili olarak özellikle yeni yerleşim yerlerinin oluşmasından kaynaklanan konum problemleri nedeniyle sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu tür sorunların yeni hazırlanacak haritalarda da yaşanmasının önüne geçmek ve haritaların bilgisayar ortamında kullanımını kolaylaştırmak için dünyada bu konuda yapılan uygulamalar arasından ülkemiz için en uygun olanının seçilerek yaşama geçirilmesi planlanmaktadır.
Değinilen Kaynaklar:
• Gülkan P., Koçyiğit A., Yücemen M. S., Doyuran V., Başöz N. (1993). En Son Verilere Göre Hazırlanan Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası, ODTÜ, Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi, Rapor No. 93-01 (Bu raporun elektronik bir kopyasına Orta Doğu Teknik Üniversitesi Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin web sayfasından (http://www.dmc.metu.edu.tr) “Yuvarlak Masa Toplantıları ve DMC Arşivi” başlığından ulaşabilirsiniz.).
• Yücemen M. S. (2009). Olasılıksal Sismik Tehlike Analizine Genel Bir Bakış ve Deprem Tehlike Haritaları, KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve ODTÜ KKK İnşaat Mühendisliği Programı tarafından düzenlenen, Yapı ve Deprem Mühendisliği konusundaki Birinci Eğitim Semineri (http://www.cen.ncc.metu.edu.tr/WorkshopPDFs/Semih_Yucemen.pdf).
|
  
 | Loading… |
|
|
|
|
|
|
|