AHŞAP YAPILAR VE DEPREM
NEJAT BAYÜLKE
İnşaat Y. Mühendisi
Deprem Mühendisliği Şube Müdürü
GİRİŞ
17 Ağustos 1999 Depreminde çok sayıda betonarme yapının
yıkılması sonrasınınki ilk
tepkilerinden biri “betonarme kötü, ahşap yapı yapalım” oldu. Sanki 17
Ağustos’da hiç ahşap yapı hasarı olmamıştı: Fotoğraf-1.

Fotoğraf-1 17 Ağustos 1999 Depreminde Adapazarı’nda
Yıkılmış Ahşap Karkas Yapı
Ahşap yapı da deprem davranışı da unutulmuştu ve yaklaşık
30-40 yıldır çok az sayıda yapılıyordu. Şimdi yeniden “ahşap yapı” yapma
kampanyasına başlamadan önce ahşap yapı ve deprem davranışını biraz hatırlamak
gerek. 17 Ağustos 1999 Depremine çok dar bir açıdan bakılarak çıkarılan
sonuçların yanında, ahşap yapıların, başka depremlerdeki davranışlarını da
dikkate alarak, deprem dayanımı ve diğer özellikleri bakımından gerçek durumunu
daha iyi anlamak gerekir. Ahşap, betonarme ve diğer başka malzemeden yapılmış
yapıların deprem davranışlarına ön yargısız ve bilimsel bir yaklaşım gerekir.
Yönetmelik ve standartlara uyulmadan Türkiye’de yapılmış
betonarme yapıların depremlerde büyük hasar görüp yıkılacak yapılar olacağı
kesindir. Ancak yönetmelik ve standartlara uyularak yapılmış çok sayıda
betonarme yapının depremlerden çok az etkilendiği de geçmiş 30 yılda olan pek
çok depremde görülmüştür. Depreme dayanıklı
betonarme yapı yapılamaz diye bir görüşle yola çıkılırsa depreme dayanmış pek
çok betonarme yapı nereye konulacaktır?
Ahşap yapıların tasarım, yapım ve deprem davranışları
gibi konular son 20 – 30 yıl içinde
inşaat mühendisliği eğitiminde çok az ya da hiç bir yer almamıştır. Sanki ahşap
yapı yapmak ve depremde hasar gören ahşap yapılar da unutulmuştur. Ahşap yapı
yapan usta ve kalfa da kalmamıştır. Bir ahşap yapı yapma kampanyasına
başlamadan önce ahşap yapıların özellikleri, tasarımı ve inşaatı konularına
kısaca bakmak gerekir.
17 Ağustos 1999 Depreminde çok sayıda betonarme yapı
yıkıldı. Deprem bölgesinde çok az sayıda ahşap yapı vardı ve bu nedenle ahşap
yapıların hasarı betonarme yapılara bakılınca belirgin biçimde daha az oldu.
Çünkü en az 40 yıldanberi ahşap yapı yapılmıyor. Bu gözlemle bir sonuca
varılıyor: “Betonarme yapılar depreme dayanıklı değil ahşap karkas yapılar daha
çok dayanıklı bundan sonra hep ahşap karkas ve
geleneksel türde yapılar yapalım”. Aynı tür gözleme dayanan bu yöntemi
başka depremlere de uygulayalım: 1967 Mudurnu vadisi depreminde yıkılan bütün
kırsal konutlar geleneksel biçimde yapılmış ahşap karkas yapılardır, 1970 Gediz
Depreminde de çok sayıda ahşap karkas yapı yıkılmıştır. Örnek olarak
Kayaköy’deki bütün ahşap karkas yapılar yıkılmıştır (Fotoğraf-2).

Bu iki depremdeki yapı hasarına bakılarak çıkarılacak sonuç: “ahşap karkas yapılar çok kötü bir yapı
sistemi”dir. 1967 Mudurnu Vadisi depreminde
can kaybı az olmuş: ”Yıkılsa da can kaybı az oluyor”. Ancak ahşap karkas yapılara karşı “kötü” bir niyet varsa 1995 Kobe depremi de
hemen hatırlanabilir: Kobe depreminde
olan 5500 can kaybının yaklaşık 4500’ü
ahşap karkas yapıların yıkılması ve
yanması ile olmuştur. Ahşap yapı ve deprem sonucu çıkan yangına en iyi örnek 1
Eylül 1923 Kanto, Japonya depremi: Bu depremde Tokyo’da ölen 120 000 kişinin
110 000 ‘i deprem sonrası çıkan yangında yanan ahşap yapılar nedeni ile
olmuştur. Bu gözlemlerle yine aynı sonuca varılabilir: “Ahşap yapılar deprem
açısından son derece güvensizdir ve yapılmamalıdır”.
Bu yaklaşım birer yapı malzemesi olan ahşap ve
betonarmeden yapılmış yapıların deprem davranış özelliklerinin bilinmeden
yargılanmasıdır. Bu tür yaklaşımlar, malzemesi ne olursa olsun depreme dayanıklı yapı tasarımının temel
ilkelerini bilmemekten de kaynaklanmaktadır. Asıl yapılması gereken Kobe’de ya
da Mudurnu ve Gediz Depremlerinde yıkılan ahşap yapılar ile 17 Ağustos 1999’da
yıkılan betonarme yapıların özellikleri
neydi ve nasıl yapılmışlardı da
yıkıldılar ya da çok hasar gördüler sorusunu sormak ve yanıtını araştırmaktır.
Bunun sonucunda da her iki tür malzeme ile yapılmış yapılar için deprem
dayanımı için gerekenleri belirlemek ya da bir daha belirlemektir.
Bu tür yıkılma nedenlerinin araştırma çalışmalarının
sonucunda, malzemesi ne olursa olsun, yıkılan yapıların, yalnızca düşey yük
taşıyabilecek yapılar olduğu, deprem yükleri ve etkileri dikkate alınmadan
yapılmış ve yalnızca düşey yükleri taşımak için yapılmış bu nedenle de depremlerde yıkılmış ya da
ağır hasar görmüş oldukları ve herhangibir yapı malzemesinin kendiliğinden
depreme dayanıklı ya da dayanıksız olmadığı anlaşılacaktır. Çünkü aynı malzeme
ile yapılmış olmasına karşın yıkılan ve yıkılmayan yapılar bütün depremlerde
vardır.
Önce malzemesi ne olursa olsun depreme dayanıklı yapılar
için geçerli temel ilkeler vardır:
1-Depremde yapılara kendi ağırlıkları ve kullanım
yüklerinden başka yanal yükler
gelmektedir. O zaman yapı sisteminde depremde gelen yanal yükleri taşıyabilecek ve bu yanal yüklerin
yaratacağı kesme ve eğilme etkilerini fazla ötelenmeden, bükülmeden ve kırılıp
kopmadan taşıyabilecek elemanlar olmalıdır. Bir diğer deyişle yapı ve yapı
elemanları deprem yüklerine karşı tasarlanmış olmalıdır. Betonarme yapılarda perde duvarlar, ahşap
karkas yapılarda diyagonal elemanlar gibi.
2-Yapıdaki düşey ve yatay yük taşıyan elemanlar birbirine
iyi bağlanmalıdır. Bir başka deyişle yapı elemanları arasında yeterli ve
güvenli bir biçimde kuvvet aktarımını sağlayacak birleşim yeri ayrıntıları
olmalıdır. Bir diğer deyişle betonarme yapıda kolon kiriş birleşim yerlerinde
etriye sıklaştırması ve boyuna donatıların yeterli boyda ankrajı, ahşap karkas
yapılarda kiriş ve dikmeleri bağlayan
metal elemanlar kullanılması ve ahşap
elemanların yapının temeline yeterli bir biçimde bağlanmış olması gibi.
3-Yatay ve düşey elemanlar kendilerine depremde gelen ek
zorlamaları taşıyabilecek boyutlarda olmalıdır.Yalnızca düşey yük taşıyan
yapılarda elemanlar daha küçük en kesitli
ve kiriş açıklıkları daha
uzundur, düşey taşıyıcıların, kolonların, sayısı azdır.
4-Üst yapıda depremde olan atalet kuvvetleri temellere ve
yapının zeminine (toprağa) güvenli bir biçimde aktarılmalıdır. Deprem sırasında
zeminde olacak mekanik değişmeler ve depremde yapıda oluşan ek kuvvetlerin
temele ve zemine getireceği ek etkiler dikkate alınmalıdır.
Bu temel ilkelere
uyulduğu zaman malzemesi ahşap, çelik
ya da betonarme olan her yapı depreme dayanıklı olarak yapılabilir. Kısaca malzemesi ne
olursa olsun iki türlü yapı vardır:
deprem etkileri de dikkate alınarak tasarlanmış yapılar ve yalnızca düşey yüklere göre tasarlanmış yapılar.
Türkiye’de tek tip ahşap karkas yapı yoktur. Şekil-1’den
görüleceği gibi ahşap yapılar ya da ahşap karkas yapılar vardır. Bu yapılar
betonarme karkas yapılarda olduğu gibi
diğer bir deyişle düşey ve yatay taşıyıcıları (kolon ve kirişleri) olan
yapılardır. Ahşap karkas yapılar çeşitli biçimlerde yapılmaktadır ya da bir
zamanlar yapılmıştır:

1-Ahşap kolon ya da dikmeleri ve kirişleri olan yapılar.
Kiriş ve kolon gibi yapı elemanları çok büyük kesitli, azman, denilen büyük
boyutta ve az sayıda elemanlardan oluşmaktadır. Kiriş ve kolonların birleşim
yerlerinde özellikle depremde gelen yatay kuvvet aktarımı sağlayacak biçimde
bağlantı yapmak zordur. Fotoğraf-3. Kat döşemeleri de ahşaptır. Dikmelerin
arası taş, kerpiç ve tuğla yerleştirilerek bir duvar oluşturulmaktadır. Bu
yapılar aslında ahşap takviyeli yığma yapı olarak nitelenmelidir. Bu yapılar
genellikle ahşabın temin edilmesinin güç olduğu bölge ve dönemlerin yapısıdır.
Bu günlerde ahşap dikme ve yatay elemanların yerini betonarme düşey ve yatay
hatıllar, ahşap kat döşemelerinin yerine de betonarme plak döşemeler
yapılmaktadır.
Nerdeyse düşey yükleri bile taşıyamayacak bir ahşap
çerçeveden oluşan bu yapıların deprem dayanımları çok sınırlıdır. Düşey
yüklerin önemli bir bölümünü dolgu duvarlar taşımaktadır. Fotoğraf-3’de 1970
Gediz Depreminde ağır hasar görmüş iri tomruklardan yapılmış bir ahşap karkas
yapı görünmektedir.

2-Bu yapılarda daha ince kesitli düşey ahşap elemanlar, 5
x 10 cm gibi en kesitli daha sık aralıklarla kullanılmaktadır. Fotoğraf-4.
Zayıf bir ahşap “çerçeve”den oluşan bu yapıların yetersizliği 1940’lı yıllarda
Kuzey Anadolu Fayı üzerinde ve başka ülkelerde olan pek çok depremde gözlenmiş
ve ahşap dikmelerin çift yönde X-biçiminde diyagonal yada çapraz elemanlarla güçlendirilmesi gereği
ortaya çıkmıştır. Bu durum Bolu ve çevresine 1944 depreminden sonra yapılan
ahşap karkas yapılarda daha çok X- biçiminde çaprazların kullanılmağa
başlanması ile gözlenmiştir [2]. Bu yapılarda da duvar dolgu maddesi olarak
taş, kerpiç ve tuğla kullanılmıştır.
Burada anlatılan ahşap dikmeli ve diyagonalli ya da
diyagonalsiz yapılar “hımış” yapılar olarak adlandırılmaktadır. Bazı ahşap
karkas yapılarda dikmeler arasındaki aralıklar 1.00 metre kadar olurken
bazılarında 2-3 metre ya da dikmeler yalnız yapı köşelerinde olmaktadır. Bu
farklılıklar yapıların deprem dayanımlarınında da etkilidir.

Ahşap dikmelerin arasına dolgu maddesi olarak kaba
kesilmiş küçük tomruklarda konulmaktadır. Bu yapılar “Dizeme” olarak
adlandırılmaktadır. Fotoğraf-5’de zemin
katındaki boşluk nedeni ile “zemin katı
esnek” bir dizeme ahşap karkas yapının
1967 Mudurnu Vadisi Depremindeki hasarını göstermektedir. Fotoğraf-5
zemin katı esnek ahşap karkas yapıların da olduğunu ve ahşabın, zemin katı
esnek olanı yapıyı deprem hasarından kurtaramadığını göstermektedir.

Fotoğraf-5 1967 Mudurnu Vadisi Depreminde Hasarlı “Zemin Katı Esnek“ Dizeme Tipi Yapı. Zemin katı Esnek Yapının Mutlaka Betonarme Olması Gerekmiyor.

Fotoğraf-6 1967 Mudurnu Vadisi
Depreminde Geleneksel Ahşap Karkas Dizeme tür yapı. Zemin katın dolu
olması ve yatay deprem yükü taşıyan çapraz (diyagonal) elemanlar nedeni ile
yıkım yok.
Ancak yatay yükleri alacak diyagonalleri (çaprazları)
olan “dizeme” tür bir başka yapı
depremden etkilenmemiştir. Fotoğraf-6. Bu yapıda hasarı önleyen şey “ahşap”
malzemeden yapılmış olması değildir. Yatay deprem yüklerini taşıyabilecek “çapraz“ elemanların yeterli sayıda ve zemin
katta da konulmuş olmasıdır. Tıpkı deprem yükleri nedeni ile betonarme perde
duvarlı-kolonlu yapıların yıkılmayıp yanlızca düşey yükler için kolonları olan
perde duvarsız betonarme yapıların yıkılması gibi.
3-İklim koşullarının yumuşak olduğu ve ahşabın bol
bulunduğu yerlerde geliştirilmiş bir başka ahşap karkas yapı yöntemi “bağdadi”
denilen ahşap karkas yapıdır. Bu yapım yöntemine göre ahşap karkasın iç ve dış
yüzüne 2-3 cm aralarla 3-4 cm genişliğinde ve 1-2 cm kalınlığında ahşap çıtalar
çakılmaktadır. Bu durum daki yapılarda duvar yatay yükler altında davranış
açısından bir “perde duvara” a benzer konumda olacağı sanılmaktadır. Çıtalarla
sınırlanmış duvar boşluğu ısı yalıtımı için ağaç kabuğu, çakıl taşları ile
doldurulmakta ya da tümü ile boş da
bırakılmaktadır. Duvar daha sonra
kireçli bir harçla sıvanmaktadır. Sıvanın ahşaba yapışması için çıtaların üstüne
rabiç teli çakılmaktadır.
1970 Gediz depreminde “bağdadi” ahşap karkas yapıların
“hımış” ahşap karkas yapılara göre belirgin bir biçimde daha iyi davrandıkları
ve hasar düzeylerinin daha az olduğu gözlenmiştir.
4-Bunun dışında ahşabın bol ve ucuz olduğu bölge ve
dönemlerde yapılmış dış yüzü tümü ile enli tahtalar kaplanmış ahşap karkas
yapılar da vardır.
Buraya kadar sayılan ahşap karkas yapılar Türkiye’nin
geleneksel ahşap karkas yapılarıdır.
5-Ormanların çok büyük ve geniş alanları kapsadığı ABD ve
Kanada’da depreme karşı çok üsütün olduğu söylenen ahşap karkas yapılar ise
bizim geleneksel ahşap karkas yapılardan çok farklıdır. Bu ülkelerdeki
depremlerden edinilen gözlemlerin [3] dikmeleri ve diyagonalleri olan ahşap
karkas yapıların deprem karşısında yeterli olamadığını kanıtlaması üzerine daha
değişik bir ahşap karkas yapı sistemi geliştirilmiştir. Şekil-2.
Bu yapılar da duvarlar ve döşemeler ahşap karkas
panellerden oluşmaktadır. Yaklaşık 5 cm x 5 cm kesitli tahtalardan oluşturulan
ve yapının kat yüksekliği kadar
yüksekliği ve en çok 3-4 metre kadar uzunluğu olan duvar panellerinin iç ve dış
yüzüne 1 cm kadar kalınlıkta kontraplak kaplanmakta ve bu kontraplaklar bütün
dikme ve yatay çerçeve elemanlarına 2-3 cm aralıklarla çivilenmektedir. Daha
sonra bu duvar panelleri birbirlerine yada bir ara dikmeye sık konulmuş çelik
bulonlarla bağlanmaktadır. Döşemelerde aynı biçimde yapılmakta ancak döşemeyi
oluşturan yatay panel elemanlar çok daha derin olmaktadır. Döşeme panelinin iç
elemanları, bir anlamda kirişleri, 5 cm x 15-25 cm gibi daha derin elemanlardan
yapılmakta ve alt ve üst yüzeyleri yine kontraplakla kaplanmaktadır. Bu
paneller duvar panellerinin üzerine çakılmakta ya da yine bulonlarla
bağlanmaktdır. Şekil-2.

Şekil-2 Amerikan
Tipi Ahşap Karkas Perde Duvar Nitelikli Yapını Ayrıntısı
Bu tür ahşap karkas yapılar aslında tümü ile ahşap perde
duvarlı yapı olarak nitelenmelidir. Depremde gelen yatay yükleri taşıma
mekanizmaları açısıdan da “tünel kalıpla” yapılmış yerinde dökme betonarme
perde duvarlı yapılara benzemektedir. 17 Ağustos 1999 depreminde İzmit’te hiç
hasarı olmayan ve zemini çok zayıf olan Yahya Kaptan Mahallesindeki yapılar tünel kalıp yöntemi ile yapılmış
betonarme perde duvarlı yapılardır.
Bu tür “ahşap perde duvarlı” yapılar Amerika Birleşik
Devletleri ve Kanada’da ençok 3 katlı yapılmaktadır. Zemin katı betonarme
olarak yapılmış ve bunun üstüne 3 kat ahşap perde duvarlı olarak yapılmış olan
karma yapılar da vardır.
Zemin katların betonarme yapılmasının nedeni zemin katın
dükkan ya da garaj gibi geniş açıklı
olarak yapılmak istenmesinden kaynaklanmaktadır. Zemin katın ahşap olarak
yapılması ise zemin katın çok esnek olmasına neden olduğu için daha rijit olan
betonarme seçilmektedir.
Amerikan tipi ahşap konut yapıların depremde
karşılaştıkları en büyük sorun yapının temel bağlantılarıdır. Bu tür yapılarda
deprem hasarı ençok ahşap duvar panellerinin temele yeterli bir biçimde
bağlanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu bağlantı yetersizliği nedeni ile
yapı depremde temelden devrilmektedir. Çözüm ise duvar panellerinin, yeterli
derinlikte betonarme bir duvar altı sömeline ankraj edilmiş ucuna bulon takılan
vidalar kullanılarak bağlanmasıdır: Depreme dayanıklı ahşap karkas yapıların en
önemli bölümü olan temellerinin betonarme olması gerekmektedir.
1944 Bolu ve 1967 Mudurnu Vadisi ve 1970 Gediz depremlerinde
yıkılan ahşap karkas yapılarda ahşap karkas dikmeleri iri taşlarda yapılmış
temele oturmaktadır. Duvarları oluşturan ahşap dikmeler ve alt başlıklarla bu
taş temeller arasında bir bulonlu bir bağlantı olmadığı ve ahşap temel
taşlarına sürtünme kuvveti ile oturduğu için pek çok ahşap karkas yapı temelden
devrilerek yada kayarak yıkılmıştır [1].
Betonarme yapılarla bir benzetme yapılırsa çaprazları
olmayan ahşap dikmeli ve dolgu duvarlı yapılar yalnızca düşey yükler taşımak
için yapılmış betonarme karkas yapılara benzetilebilir. Deprem dayanımını
yükseltmek için konulmuş çapraz ya da diyagonal elemanları olan ahşap karkas
yapılar da kolonları kirişlerden daha yüksek dayanımlı ve az miktarda perde
duvarları da olan betonarme karkas yapılara benzetilebilir.
Duvarları ABD ve Kanada’da yapılan kontraplak kaplı
panellerden oluşan ahşap yapıların yatay yükler altındaki davranışları ise
tümü ile perde duvarlı yada tünel kalıpla yapılmış perde duvarlı
betonarme yapıların deprem davranışları gibidir.
1995 Kobe Depreminde yıkılmış ahşap karkas yapılar
geleneksel Japon ahşap karkas yapılarından farklı niteliktedir. Bu yapılarda
çerçeveler diyagonal elemanlarla güçlendirilmemiştir. Bu yapıların çoğu II’nci
Dünya savaşının hemen sonrasında ekonomik koşulların kötü olduğu bir ortamda
savaşta hava bombardımanları ile yıkılmış kentin konut gereksinimini hızla
gidermek için kıt malzeme ile hızlı bir biçimde ve geleneksel yapım kurallarına
uyulmadan yapılmış ahşap yapılardır.
Japonyanın yüksek düzeyde nemli iklimi ahşabın hızla
niteliğini yitirmesine yol açmaktadır. Ahşap yapılar başlangıçtaki üstün
mekanik niteliklerini çürüme ve çeşitli böceklerin ve küflerin saldırısı ile
hızla yitirebilmektedir. Bu yapıların yüksek nitelikli ahşapdan yapılmamış
olmaları da bir zaafiyetleri olmuştur. Ayrıca bu yapıların çatılarında ağır
seramik kiremit kaplamalar ve çatı altlarında ağır bir toprak örtüsü olduğu
söylenmektedir. Bu nitelikleri ile Kobe’nin ahşap yapıları ahşabın “hafif” bir
malzeme olduğu şeklindeki üstünlüklerini de yitirmiş bir durumda çok şiddetli
bir depremle zorlanmış oldukları için umulanın üzerinde hasar görmüşler ve
büyük can kaybına neden olmuşlardır.
Depremin yol açtığı yangın sonucu ahşap yapıların yanması
olayı ile sık sık karşılaşılmaktdır. Ahşap yapıların yangın karşısındaki
güçsüzlüğünü hatırlatan en önemli deprem Japonya’daki 1 Eylül 1923 Kanto
Depremidir. Bu deprem de olan 120 000 civarındaki can kaybının yaklaşık 110
000’i depremden sonra çıkan yangının sonucunda olmuştur. Çok rüzgarlı bir günde
yapıların yıkılması ile başlayan yangın büyük can kaybına yol açmıştır. Yine
Japonya’da olan 1995 Kobe depreminde ise 5500 civarındaki can kaybının yaklaşık
1750’si ahşap yapılardaki yangın nedeni ile olmuştur. Japonya’da genel olarak nüfusun büyük ve yerleşim alanlarının
sınırlı olması nedeni ile yerleşimler çok yoğundur ve depremden sonra çıkan
yangınlar hızla yayılabilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da ise
yerleşmeler çok yoğun olmadığı için ahşap karkas bir yapıda depremden sonra
çıkan bir yangın hızlı bir biçimde başka yapılara yayılmamakta ve yangın riski
Japonya kadar yüksek olmamaktadır.
Ülkemizde de depremden kaynaklanan ahşap yapı yangını olayı vardır. 1970 Gediz depreminde Gediz’in bir mahallesi depremden sonra çıkan yangında tümü ile yanmış ve bu arada hasarlı yapılardan kurtarılamayarak ölenler olmuştur. Yine bu depremde yangın çıkan Akçaalan kasabasındaki tümü ahşap olan evler yanmış, ancak bu yangın nedeni ile kasabada can kaybı olmamıştır.
YAPI MALZEMESİ OLARAK AHŞAP VE DEPREM
AHŞABIN MUTLAK
BASINÇ VE ÇEKME DAYANIMI DÜŞÜKTÜR
Ahşap hafiftir. Ancak dayanımı düşüktür. Dayanım / Ağırlık oranı yüksek olmakla birlikte önemli bir nokta çekme ya da basınç dayanımının mutlak değeridir. Betonarmenin çekme ve basınç dayanımları ahşapdan büyüktür. İki farklı malzemeden oluşan betonarmede çekme etkilerini taşıyan demirin dayanımı 2.4 ton/cm2, basınç etkilerini taşıyan betonun dayanımı 0.200 - 0.400 ton/cm2’dir. Buna karşılık ahşabın çekme ve basınç dayanımları ya da emniyet gerilmeleri liflere paralel doğrultuda emniyet gerilmesi en yüksek nitelikli kereste için 0.110 –0.120 ton/cm2’dir (DIN 1052) [5] ve [7]. Betonarme ise daha ağır olmasına karşın dayanımı daha yüksek olduğu için aynı genişlikteki açıklıklar ahşaba göre daha küçük kiriş en kesitleri ile aşılabilir.
Ahşabın yük taşıma gücünün sınırlı olması çok katlı ve geniş açıklıklı yapıların yapılmasına engel olmaktadır.
Ahşabın hafif olması ve daha ince kesitlerde kullanılması “burkulma” sorununa neden olur.
AHŞABIN ELASTİSİTE MODÜLÜ DÜŞÜKTÜR
Eksenine dik yönde yük taşıyan, kiriş gibi, bir yapı elemanının önemli bir diğer özelliğide yapacağı sehimdir. Sehim ise yapı malzemesinin elastisite modülü [E] ile ilgilidir. Ahşabın elastisite modülü liflere dik yönde 6000 kg/cm2, paralel yönde 125 000 kg/cm2 kadardır [5], [7]. Betonarmenin elastisite modülü [E] ise beton dayanımına göre 270 000 ile 390 000 kg/cm2 arasında değişmektedir [4]. Ahşabın düşük elastisite modülü her zaman ahşap yapıda daha büyük sehimlere neden olmaktadır [6].
AHŞABIN ZAMANA BAĞLI BÜZÜLMESİ YÜKSEKTİR.
Ahşabın bir başka önemli özelliği zamanla büzülmesidir. Düşey yükler taşıyan elemanlarda bu büzülme daha da yoğun olmaktadır [6]. Bu durum yatay ve düşey ahşap yapı elemanların birleşimlerinin açılmasına ve bağlantıların zayıflamasına neden olmaktadır [6]. Ahşabı bağlayan çivi ve bulon gibi metal elemanların çevresinde boşluk oluşmaktadır. Bu durumda yapının rijitliği zamanla azalmakta ve yatay deprem yükleri altında giderek geri dönüşü olmayan yatay ötelenmeler yapan yapı hızla yıkıma gitmektedir.
Ahşabın zamana karşı dayanımı azdır. Pek çok tarihi yapının taş ya da tuğla yığma bölümleri asırlara dayanmış ancak bu yapıların ahşap bölümlerinden hiçbir şey kalmamıştır.
Ahşabın zamanla mekanik özelliklerini yitirmesi nedeni ile sehimleri artmaktadır. Bunun önlenmesi için çok iyi kurutulmuş ve yoğunluğu yüksek ve üstün nitelikli kereste kullanılması gerekmektedir. Bu durum beton dayanımı proje dayanımından çok düşük olan betonarme yapıların kirişlerinde gözlenen zamana bağlı rötre, eğilme ve kesme çatlaklarının ve gözle farkedilen büyüklükte sehim olmasına benzetilebilir.
AHŞABIN SÜNEKLİK ORANI DÜŞÜKTÜR
Ahşabın bir diğer özelliği ise akma gerilmesi ile kopma noktası arasındaki birim şekil değiştirmenin çok az olmasıdır[6]. Ahşap malzeme olarak çelik kadar sünek değildir. Çelik akma noktasından sonra kopma noktasına ulaşana kadar % 20’ye varabilen birim uzama yapabilmektedir. Bu özelliği nedeni ile çelik yapılar çok daha fazla deprem enerjisi tüketebilmektedir. Betonarme yapılarda da inşaat demirinin bu özelliğini kullanabilecek önlemler alınırsa, etriye sıklaştırması ve kolon ve kiriş boyuna demirlerinin yeterli filiz boyunda betona gömülmüş olması gibi, deprem enerjisi tüketme gücü büyük ölçüde kullanılabilmektedir.
Ahşap yapı elemanlarının bu sünek biçimde enerji tüketme yeteneği yoktur. Çivili yada vidalı birleşim yerlerinin zamanla gevşemesi ahşabın çok büyük yatay ötelenmeler yapmasına ve yeniden şaküle gelemeyerek yıkılmasına neden olabilmektedir.
Kısaca ahşap yapıların malzemesinin özelliğinden kaynaklanan sorunları vardır ve ahşap yapı tasarımında dikkate alınmaları gerekir.
TÜRKİYE’DE AHŞAP YAPI NEDEN ARTIK
YAYGIN DEĞİL ?
Yanıtlanması gereken bir soru da bugünlerde Türkiye’de neden yaygın bir biçimde ahşap yapı yapılmamaktadır? Yaklaşık 40-50 yıldır ahşap yapı yapılmamasının nedenleri aşağıda sıralanmaktadır:
1-Birinci neden ormanların azalması ile temin edilmesi güçleşen bir yapı malzemesi olarak ahşabın pahalılaşması ya da ahşabın yerine geçebilen daha ucuz yapı malzemelerinin bulunmasıdır. Bu durum yalnızca ahşabın yapıların taşıyıcı elemanlarında artık kullanılmaması ile sınırlı değildir. Ahşap artık yapıların kapı ve pencerelerinde de kullanılmamakta, metal ve plastik kullanılmaktadır. Bir zamanlar tahtadan yapılan gazoz, kola ya da bira kasaları da bugün artık plastikten yapılıyorsa bunun nedeni aynı işi gören daha ucuz ve eşdeğer dayanımlı bir malzemenin olmasıdır. Kahve, pastane ve gazino gibi yerlerde tahta iskemle ve masanın yerini plastikten yapılmış masa ve sandalye almaktadır.
2-Ahşabın daha kolay sağlanabileceği umulan orman çevrelerindeki köylerde de bile 30 – 40 yıldır bir iki katlı yapılarda ahşap dikme ve başlık yerine betonarme yatay ve düşey hatıllar kullanılmaktadır. Daha doğrusu yatay ve düşey betonarme hatılla takviyeli yığma yapılar ahşap karkas yapıların yerini almaktadır [8]. Çünkü nitelikli ağaç kalmamıştır.
3-Büyük ya da küçük bütün kentlerde arsaların rant değerinin artması ile imar durumları da değişmiş ve 3-5 kat derken 10-15 katlı yapılara izin verilmiştir. Doğal olarak bu kadar çok katlı yapının ahşap olarak yapılma olanağı yoktur. Burada ahşap yapı yapımından uzaklaşılmasında kent arsaların rantından yararlanmanın teşvik edilmesinin de katkısının olduğu doğrudur. Ancak arsa rantı sorunun olmadığı ve ormanlık alanlara yakın ve dolayısı ile ahşabın ucuz olabileceği, küçük yerleşimlerdeki 1-2 katlı yapıların da betonarme ya da yatay ve düşey hatıllı tuğla yığma olarak yapılması [8] arsa rantı yaklaşımı ile ahşaptan uzaklaşılması tezini her yerde desteklememektedir. Fotoğraf-7’de oldukça eski bir ahşap karkas yapının zemin katının tuğla yığma duvara taşıtılması görülmektedir. Fotoğraf-8’de ise ahşap karkasdan tuğla yığmaya geçiş görülmektedir. Bu Fotoğraflar 1973 yılında Balıkesir-Çanakkale arasındaki kırsal alanlarda çekilmiştir [8].

Fotoğraf-7 Ahşap Karkas Yapının Zemin Katı Tuğla Yığmaya Çevrilmiştir (1973)

Fotoğraf-8 Ahşap Karkas Yapdan Tuğla Yığmaya Geçiş (1973)
4-Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi ülkelerde ormanlık alanların bolluğu ve bu ormanlarda çok üstün nitelikli kereste veren ağaçların hala var olması gibi ahşap bina yapımını destekleyen bir üstünlük ülkemizde artık yoktur. Ülkemizde yaygın ve zengin bir orman varlığı olsaydı yine de ahşap karkas yapıların yapımına geçmeden önce teknolojik ve endüstriyel bir alt yapının oluşması gerekmektedir:
Kaliteli kereste için çok önemli bir nokta ahşabın kurutulmasıdır. Bunun için önemli boyutta yatırım gerekmektedir.
Yine ahşabı işleyecek usta ve işçi şu anda yoktur, yetiştirilmesi ve eğitimi gereklidir.
Ahşap malzemelerin birleşiminde kullanılan özel metal parçalar ve bulonlar ve çiviler ve üstün nitelikli ahşap yapıştırıcıları ve yangın, böcek ve diğer etmenlerden koruyucu boya ve kaplama malzemeleri çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu malzemeleri üreten metal ve kimya sanayinin de yurt içinde kurulması gerekir.
5- Betonarme “plastik” bir malzemedir. Burada plastik kolayca şekil verilebilen bir malzeme anlamında kullanılmaktadır. Kalıp yaparak çok değişik biçimlerde yapı elemanları çok kolayca yapılabilmektedir. Kolon – kiriş birleşim yerleri kolayca ve rijitliklerini zamanla yitirmeyecek biçimde tek parça olarak yapılabilmektedir. Yeterli kalınlıkta en kesiti olan betonarme elemanlar yapılabilmesi nedeni ile betonarme yapılar daha rijit olmakta ve yatay ve düşey yükler altında eleman sehimi ve titreşimi daha az ya da hissedilmez olmaktadır. Bu durum yapı kullanıcıları için psikolojik bir üstünlük olmaktadır. Ahşabın ise kolon - kiriş ya da çapraz birleşim yerlerinde bağlantı sürtünme kuvvetleri ile sağlanabilmektedir. Ahşap malzemeden deprem de gelen yatay yüklerin oluşturduğu momentleri taşıyabilen birleşim yerleri oluşturulamaz.
SONUÇ
Ahşap yapıların hafiflikleri deprem açısından bir üstünlüktür. Ancak çelik, betonarme ve tuğla gibi diğer yapı malzemelerinde de olduğu gibi depreme dayanıklı ahşap yapı yaparken ahşabın da kendine özel sorunları vardır.
Malzemesi betonarme, ahşap ya da ne olursa olsun iki türlü yapı olduğu unutulmasın: Yalnızca, kendi ağırlığı ve kullanım yüklerinden oluşan, düşey yükleri taşıyacak biçimde tasarlanıp yapılmış yapılar olduğu gibi düşey yüklerle birlikte deprem yükleri ve etkilerini de taşıyacak biçimde tasarlanıp yapılmış yapılar da vardır. Yine malzemesi ne olursa olsun yapıların depreme dayanıklı olması için gerekli temel ilkelerin olduğu da unutulmamalıdır.
Bu genel ilkeler ve malzemenin nitelikleri dikkate alınarak depreme dayanıklı ahşap yapı da betonarme yapı da yapılabilir.
KAYNAKLAR
[1] Arıoğlu, Ersin ve Anadol, Köksal “Response of Rural Dwellings to Recent Destructive Earthquakes in Turkey (1967- 1977) and Design Criteria of Earthquake Resistant Rural Dwellings”
[2] Bayülke,Nejat “Building Types in Bolu, West Turkey, and Their Probable Earthquake Damege” A Comprehensive Study on Earthquake Disasters in Turkey with a view of Seismic Risk Reduction Hokkaido University (1983), Sapporo, Japan
[3] David Yeomans “Depreme Karşı Ahşap Yapıların Güvenilirliği” 4 Ekim 1999’da Istanbul Yapı Merkezinde verilen Konferansı Metni, İMO İzmir Şubesi Haber Bülteni Sayı 94, Ağustos 2000
[4] TS Enstitüsü “TS-500 Betonarme Yapıların Tasarım ve Yapım Kuralları” Ankara, 2000
[5] Enver Çetmeli “Çubuk Sistemler” Teknik Kitaplar Yayınevi,I stanbul, 1982
[6] Architectural Institute of Japan “Design Essentials in Earthquake Resistant Buildings” Tokyo,1970
[7] TS Enstitüsü “TS-647 Ahşap Yapıların Hesap ve Yapım Kuralları İkinci Baskı” Ankara 1968
[8] Bayülke, Nejat “Türkiye’de Konut Yapılarının Deprem Davranışları” Mimarlık, No.153, 1977/4, Mimarlar Odası, Ankara, 1978
[9] N.N. Ambraseys, A. Zatopek, M. Taşdemiroğlu, A. Aytun “The Mudurnu Valley (West Anatolia) Earthquake of July 22 1967” Unesco, Serial No.622/BMS.RD/AVS, Paris, June, 1968